Din-i İslâmı hristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayd olmak, pek büyük bir hatadır.
Mektubat
İman lâzım, İslâmiyet lâzım; tarikat zamanı değil.
Mektubat
İşte ey ihtiyar ve ihtiyareler! Biliniz ki, ihtiyarlıktaki zaaf ve acz, rahmet ve inayeti ilâhiyenin celbine vesiledir.
Lem'alar
Muhakkak maslâhat, mevhum mazarrata feda edilmez.
İçtimaî Dersler
Şöhret, insanın malı olmayanı da insana mal eder.
Muhakemat
اِذَا تَاَنَّثَ الرِّجَالُ بِالتَّهَوُّسِ تَرَجَّلَ النِّسَاءِ بِالتَّوَقُّحِ
Bir meclis-i ihvana güzel bir karı girdikçe riya, rekabet, hased damarı intibah eder. Demek, inkişaf-ı nisvandan, medenî beşerde ahlâk-ı seyyie inkişaf eder.
Mektubat
Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Mektubat
Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir.
Mektubat
Evet, sıdk ve doğruluk İslâmiyet’in hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir.
İçtimaî Dersler
Şüphesiz dünya bir mezraadır. Mahşer ise bir beyderdir, harmandır. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir.
Sözler
Kudret-i ilâhiyeye nisbeten yıldızlar, zerreler gibi kolaydır; hadsiz efrad, bir ferd kadar külfetsiz ve rahatça icad edilir.
Mektubat
Evet, sahibü’s-seyf enbiyalar içinde en büyüğü; ümmetiyle cihada memur, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmdır.
Mektubat
Madem şu Kâinat Sahibinin böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir; hikmet ve rahmetinin muktezasına göre onlarla muamele eder ve edecek.
Mektubat
Hayatın yarası iltiyam bulur. İzzet-i İslâmiyenin ve namusun ve izzet-i milliyenin yaraları pek derindir.
Mektubat
Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki, o hased, hased edeni yakar.
Lem'alar
Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır.
Emirdağ Lahikası
Dünyada yalnız zaif gölgeleri gösterilen esma, o Cennetin ayinelerinde en şaşaalı bir surette gösterilecektir.
Sözler
Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder.
Lem'alar
şefkat bütün envaıyla latif ve nezihtir. Aşk ve muhabbet ise, çok envaına tenezzül edilmiyor.
Mektubat
Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir.
İşarat'ül-İ'caz
Şemsin feyz-i tecellisi olan timsâli, denizin sathında ve denizin katresinde aynı hüviyeti gösteriyor.
Mektubat
Tarikatın en mühim esası, sünnet-i seniyyeye ittiba etmektir.
Mektubat
Kelâmullah ünvanı, kemal-i liyakatle Kur’an’a verilmiş
Sözler
İhsan-ı ilâhî ile tavsifte kanaat etmek farzdır.
Muhakemat
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
Sözler
Evet, rahmet-i rabbaniyenin en hürmetli, en halâvetli, en lâtif ve en şirin bir cilvesi olan şefkat-i valide, hakaik-ı kâinat içinde en muhterem, en mükerrem bir hakikattir.
Mektubat
Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
Mektubat
Bu memlekette, bu asırda, milleti anarşilikten, tereddî ve tedennî-i mutlakadan kurtaracak yegâne çaresi, Risale-i Nur’un esasatıdır.
Kastamonu Lahikası
Birinin malına başka mal velev kıymetli de olsa karışırsa, malını kıymetsiz ettiği gibi, haczetmesine dahi sebeb olur.
Muhakemat
Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir bürhan-ı şeriattır.
Mektubat