Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.
Mektubat
Evet, daire-i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tenbellik ve atalettir.
İşarat'ül-İ'caz
Ye’s, mâni-i her kemaldir.
İçtimaî Dersler
Medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlastır.
Lem'alar
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın caddesinden hariç ve onun arkasından gitmeyen, muhaldir ki, hakikî envâr-ı hakikate vasıl olabilsin.
Mektubat
Beşerde, havas ve avâm, iki tabaka var. Havastan avâma merhamet ve ihsan; ve avâmdan havâssa karşı hürmet ve itaati temin edecek, zekâttır.
Mektubat
Her şeyde bir ihlas var. Hattâ muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder.
Lem'alar
Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyyesine ve şeriat-ı garrâsına ittibâ iledir.
Mektubat
Meyus ve ümitsiz bir hastaya manevî bir tesellî, bazan bin ilâçtan daha ziyade nâfidir.
Barla Lahikası
Dünyada mâsiyetin âkıbeti, ikab-ı uhrevîye delildir.
Mektubat
Nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin.
Sözler
Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.
Mesnevî-i Nuriye
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
Sözler
Kader gelince göz kör olur.
Mektubat
Evet, sahibü’s-seyf enbiyalar içinde en büyüğü; ümmetiyle cihada memur, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmdır.
Mektubat
Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-i muhsanat nev’idir.
Barla Lahikası
zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبٖينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil-ittifak, teferruattaki hatiatlarından muahazeleri yoktur.
Mektubat
Herbiri birer mizan içindeki bütün intizamlı mevcudat ve herbiri birer intizam içindeki bütün mizanlı ve ölçülü hey’ât, yine o ilm-i muhîte işaret eder. Çünkü, intizam ile iş görmek, ilimle olur.
Mektubat
Rızkın, aşka lâyık bir sûreti var, o da şükür ile o sûret görünür. Yoksa ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır.
Mektubat
muhabbet-i ilâhiyenin tecellisinde ve o şarab-ı muhabbetten, herkes istidadına göre mesttir.
Sözler
Bir dane sıdk, bir harman yalanları yakar. Bir dane hakikat, bir harman hayalâta müreccahtır. (Münazarat)
İçtimaî Dersler
Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır.
Mektubat
Takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.
Kastamonu Lahikası
Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım.
Emirdağ Lahikası
Sıkıntı sefahetin muallimidir. Yeis, dalâlet-i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menbaıdır.
Mektubat
Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halketmek, bir bahar kadar Ona rahattır.
Mektubat
Gururu bırak, aczini anla. Malikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren.
Lem'alar
Evet, mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, umumiyetle Bâkî-i Hakikinin hüsün ve ihsan ve kemalâtının işaratı ve çok perdelerden geçmiş zaif gölgeleridir, belki cilve-i esma-i hüsnanın gölgelerinin gölgeleridir.
Lem'alar
İman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır.
Sözler
Bütün mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller, bir kazânın düsturuyla ve kaderin pergâriyle tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat