Risale-i Nur'dan
Günün Vecizesi

Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-i muhsanat nev’idir.

Barla Lahikası

Hadis, maden-i hayat ve mülhim-i hakikattır.

Muhakemat

Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani, onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır.

Sözler

şefkat bütün envaıyla latif ve nezihtir. Aşk ve muhabbet ise, çok envaına tenezzül edilmiyor.

Mektubat

Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.

Mektubat

Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate inkılab eder, hurafata kapı açar

Muhakemat

Rüya-yı sadıka, hiss-i kablelvukuun fazla inkişafıdır.

Mektubat

Biz ki Kürd’üz aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz.

İçtimaî Dersler

Vahiy ne kadar ilhamdan yüksek ise, semere-i vahiy olan âdâb-ı şer’iye, o derece, semere-i ilham olan âdâb-ı tarikatten yüksek ve ehemmiyetlidir.

Mektubat

Paslanmış bîhemta bir elmas, daima mücellâ cama müreccahtır.

Mektubat

Bir şey, vücudu vacip olmadıkça vücuda gelmez. Evet, irade-i cüz’iyenin taallûkuyla irade-i külliyenin taallûku bir şeyde içtima ettikleri zaman, o şeyin vücudu vacip olur ve derhal vücuda gelir.

İşarat'ül-İ'caz

Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder.

Lem'alar

Meyus ve ümitsiz bir hastaya manevî bir tesellî, bazan bin ilâçtan daha ziyade nâfidir.

Barla Lahikası

Adalet kâinatta ve umûm mevcûdatta hükümfermâdır.

Lem'alar

Akıl ve nakil tearuz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.

Muhakemat

Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazât-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani muharremattan, mâlâyaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir.

Mektubat

Senin şu hayatının gayesi, neticesi, o Malikin esmasına ve şuûnatına bir mazhariyettir.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.

Mektubat

Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım.

Emirdağ Lahikası

Mü’minde hırs sebeb-i hasarettir ve sefalettir.

Lem'alar

Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.

Mektubat

Bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. Bir derman, haddinden geçse, dert getirir.

Mektubat

Kâinat kalbindeki ciddi aşk, bir Mâşuk-u Lâyezâlîyi gösterir.

Sözler

Bütün zîhayata, herbirisine lâyık bir tarzda, münasip vakitte, ummadığı yerde rızıklarını vermek, bir ilm- i muhîtle olur. Çünkü rızkı gönderen, rızka muhtaç olanları bilecek, tanıyacak, vaktini bilecek, ihtiyacını idrak edecek; sonra rızkını lâyık bir tarzda verebilir.

Mektubat

Evet bir fende sözü hüccet olanın sair fenlerde nakil veya dava cihetiyle hükmünü hüccet tutmak, taksimü’l-mehasin ve tefrikü’l-mesaî olan kanun-u ilâhîsine vech-i rıza göstermemek demektir.

Muhakemat

Bir adamın imanı, ebedî ve dünya kadar bir mülk-ü bâkinin anahtarı ve nurudur.

Kastamonu Lahikası

Âlim-i mürşid koyun olmalı, kuş olmamalı. Koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir.

Mektubat

Geceye benzeyen gençliğim zamanında gözlerim uyumuş idi. Ancak ihtiyarlık sabahıyla uyandım.

Mesnevî-i Nuriye

Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.

Lem'alar

Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşetli bir hasârettir.

Emirdağ Lahikası

Son İçerikler