Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. Düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.
Mektubat
Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır.
Mektubat
Madem şu Kâinat Sahibinin böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir; hikmet ve rahmetinin muktezasına göre onlarla muamele eder ve edecek.
Mektubat
Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşetli bir hasârettir.
Emirdağ Lahikası
Hâlık-ı Rahmân'ın, ibâdından istediği en mühim iş şükürdür. Furkan-ı Hakîmde gayet ehemmiyetle şükre davet eder
Mektubat
İfrat gibi tefrit de muzırdır, belki daha ziyade. Fakat ifrat, tefrite sebeb olduğundan daha kabahatlidir.
Muhakemat
Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inâyet besliyor.
Mektubat
Medar-ı ezvak olan gençlik gidiyor; menşe-i ahzan olan ihtiyarlık, yerine geliyor ve gayet parlak ve nuranî hayat gidiyor
Lem'alar
O kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır.
İman ve Küfür Muvazeneleri
“Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zaif damarlarını tutup kendine musahhar eder.”
Şualar
Bu dünya bizi kovmadan evvel ve 'Haydi dışarıya!' demeden, biz kemâl-i izzetle, Allaha ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.
Emirdağ Lahikası
İnsaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır.
Mektubat
Nev-i beşere rahmet olan Kur’an, ancak umumun lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.
Mektubat
İhlâs ile kim ne isterse Allah verir.
Lem'alar
Biz ki Kürd’üz aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz.
İçtimaî Dersler
Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizab ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
Mektubat
Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler.
Lem'alar
Samimi bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz.
Lem'alar
Bütün mevcudat nasıl ki bir ilm-i muhîte delâlet ve şehadet eder. Öyle de, o ilm-i muhît sahibinin irade-i külliyesine dahi delâlet eder.
Mektubat
İktisad ve kanaat, hikmet-i ilâhiyeye tevfik-i harekettir
Lem'alar
Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billâhtır.
Mektubat
Bütün mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller, bir kazânın düsturuyla ve kaderin pergâriyle tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusane teellümâtın bir manası olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ demeli. “O verdi, o aldı. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ deyip sabırla şükretmeli.
Mektubat
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.
Mektubat
Hadis, maden-i hayat ve mülhim-i hakikattır.
Muhakemat
Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır.
İşarat'ül-İ'caz
Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakimi unutturur.
Mektubat
Kelâmullah ünvanı, kemal-i liyakatle Kur’an’a verilmiş
Sözler
Evet, sahibü’s-seyf enbiyalar içinde en büyüğü; ümmetiyle cihada memur, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmdır.
Mektubat