Bir şey, vücudu vacip olmadıkça vücuda gelmez. Evet, irade-i cüz’iyenin taallûkuyla irade-i külliyenin taallûku bir şeyde içtima ettikleri zaman, o şeyin vücudu vacip olur ve derhal vücuda gelir.
İşarat'ül-İ'caz
Nübüvvet-i mutlaka, nev-i beşerde kutup, belki merkez ve bir mihverdir ki, ahval-i beşer onun üzerine deveran ediyor.
Muhakemat
Âlemde meylü’l-istikmal vardır. Onun ile hilkat-ı âlem, kanun-u tekâmüle tâbidir.
Muhakemat
Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe.
Mektubat
Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır.
Emirdağ Lahikası
Bütün eşyanın san’atındaki ihtimâmat ve san’atkârâne tasvirat ve mâhirâne tezyinat, bir ilm-i muhîti gösteriyor. Çünkü, binler vaziyet-i muhtemele içinde, muntazam ve müzeyyen, san’atlı ve hikmetli bir vaziyeti intihap etmek, derin bir ilimle olur.
Mektubat
İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.
Mektubat
Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir.
Mektubat
Elbette gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti, iffette, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir.
Asa-yı Musa
Dünyadaki her lezzetli şeyin en âlâsı Cennette bulunur.
Sözler
Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır.
Mektubat
Bir şeyin aslını gösteren semeresidir.
Muhakemat
Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, mehazdaki kudsiyet imtisâle sevk eder.
Mektubat
Her şeyde bir ihlas var. Hattâ muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder.
Lem'alar
Hırs, hasaret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.
Lem'alar
Bu dünya bizi kovmadan evvel ve 'Haydi dışarıya!' demeden, biz kemâl-i izzetle, Allaha ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.
Emirdağ Lahikası
İlimde iz’an-ı kalb olmazsa cehildir. İltizam başka, itikad başkadır.
Mektubat
Mu’cizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz.
Mektubat
İman ve tevhid yolu gayet kısa ve doğru ve müstakîm ve kolaydır ve küfür ve inkâr yolları gayet uzun ve müşkülâtlı ve tehlikelidir.
Mektubat
Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de Onu bil, hürmetle bildiğini bildir.
Lem'alar
Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder.
Lem'alar
Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit gösteriyorum ki, ben اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, avrupanın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.
Mektubat
Demek akıl, kalb, vicdan, insaniyet, rikkat-i cinsiye, tabiat, şeriat nazarında merdud gıybet, matruddur. (Hakikat Çekirdekleri)
İçtimaî Dersler
Musibetler, dergâh-ı İlâhîye sevk etmek için birer kader kamçısıdır.
Barla Lahikası
İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.
Mektubat
Vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.
Sözler
Şemsin feyz-i tecellisi olan timsâli, denizin sathında ve denizin katresinde aynı hüviyeti gösteriyor.
Mektubat
Merhametsiz siyasetin bir düsturu olan, “Hükûmetin selâmeti ve asayişin devamı için eşhas feda edilir.”
Mektubat
Bir fende meleke, o fennin suret-i hakikiyesidir. Onunla temessül etmek gerektir.
Muhakemat
İman lâzım, İslâmiyet lâzım; tarikat zamanı değil.
Mektubat