Cevşenü’l-Kebîr ve Risale-i Nur ve Hizb-i Nûrî, kâinatı baştan başa nurlandırıyor, zulümât karanlıklarını dağıtıyor.
Zülfikar Mecmuası
Kelâmullah ünvanı, kemal-i liyakatle Kur’an’a verilmiş
Sözler
muhabbet-i ilâhiyenin tecellisinde ve o şarab-ı muhabbetten, herkes istidadına göre mesttir.
Sözler
Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.
Mektubat
Beşerin saadet-i hayatiyesi, iktisat ve sa’ye gayrette olduğunu ve onunla beşerin havas, avam tabakası birbiriyle barışabilir.
Emirdağ Lahikası
Her müstaid, nefsi için içtihad edebilir, teşri’ edemez.
Mektubat
Bütün mevcudata şamil, herbir mevcuda lâyık bir surette rahmetin taltifâtı, bir rahmet-i vâsia içinde bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusane teellümâtın bir manası olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ demeli. “O verdi, o aldı. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ deyip sabırla şükretmeli.
Mektubat
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç.. iyi mallar dizilmiş arkasında...
Sözler
imam-ı mübîn, bir nevi ilim ve emr-i ilâhînin bir ünvanıdır.
Mektubat
Âlemde meylü’l-istikmal vardır. Onun ile hilkat-ı âlem, kanun-u tekâmüle tâbidir.
Muhakemat
Paslanmış bîhemta bir elmas, daima mücellâ cama müreccahtır.
Mektubat
Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder.
Lem'alar
İmam-ı mübîn kader defteri ise, kitab-ı mübîn kudret defteridir.
Mektubat
Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir.
Mektubat
Kâinatı Elinde Tutamayan, zerreyi Halkedemez
İçtimaî Dersler
Siyaset-i hâzıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir.
Sözler
Bütün kâinatın “Kün” emrine itaatı, bir zerre neferi itaatı gibidir
İçtimaî Dersler
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
Hem, dua bir ubudiyettir; ubudiyet ise, semeratı uhreviyedir. Dünyevi maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; o maksatlar, gayeleri değil.
İman ve Küfür Muvazeneleri
Bütün mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller, bir kazânın düsturuyla ve kaderin pergâriyle tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
Hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı faniyeye hasr-ı nazar etmek; anî bir şimşeği, sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divaneliktir.
Barla Lahikası
Yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz.
Sözler
Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım.
Emirdağ Lahikası
En büyük ve en küçük şeyler Ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır.
Sözler
Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir.
Sözler
Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.
Mesnevî-i Nuriye
Havf ve zaaf, tesirat-ı hariciyeyi teşci eder.
İçtimaî Dersler
Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, mehazdaki kudsiyet imtisâle sevk eder.
Mektubat
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
Sözler