Nübüvvet gayet ağır ve büyük bir mükellefiyettir. Melekât-ı akliye ve istidâdât-ı kalbiyenin inkişafı ve tekemmülü ile o ağır mükellefiyet tahammül edilir.
Mektubat
Takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.
Kastamonu Lahikası
uyku bes. Siz de uyanınız
İçtimaî Dersler
Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.
Mektubat
Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazât-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani muharremattan, mâlâyaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir.
Mektubat
Şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür.
Mektubat
“Gıybet, katl gibidir.” Demek gıybette öyle bir ferd bulunur ki, katl gibi bir zehr-i katilden daha muzırdır.
Sözler
Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.
Mektubat
Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır.
Mektubat
Muhakkak maslâhat, mevhum mazarrata feda edilmez.
İçtimaî Dersler
Kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
Mektubat
Elhasıl, madem Allah var, elbette ahiret vardır.
Asa-yı Musa
Evet, şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar mâkul ve lâzım ve kat’î ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir.
Sözler
Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir.
İşarat'ül-İ'caz
Bir zerre ihlaslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.
Lem'alar
Maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok; sû-i istimâle müsait bir bataklıktır.
İçtimaî Dersler
Bütün mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller, bir kazânın düsturuyla ve kaderin pergâriyle tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
Şefkatin ateşini söndürecek marifetullahdan başka bir şey var mıdır? Evet, marifetullah olduktan sonra, dünya lezzetlerine iştiha olmadığı gibi Cennete bile iştiyak geri kalır.
Mesnevî-i Nuriye
Nimet-i İlâhiye bir şükrân ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa nimet şükrü görmezse gider.
Mesnevî-i Nuriye
Cehennemsiz, Cennetin pek çok lezzetleri gizli kalır. Nev-i beşerin en büyük meselesi Cehennemden kurtulmaktır.
Şualar
Şu ilm-i muhît, o Zâta lâzım olduğu gibi, taallûk cihetiyle her şeye dahi lâzımdır. Yani, hiçbir şey Ondan gizlenmesi kàbil değildir.
Mektubat
Sıkıntı sefahetin muallimidir. Yeis, dalâlet-i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menbaıdır.
Mektubat
Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakimi unutturur.
Mektubat
Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.
Mektubat
Rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.
Mektubat
Kur’ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir.
Şualar
Kàbil değildir ki, şu muntazam mevcudatı icad eden Zâtın ilmi, ondan infikâk etsin.
Mektubat
Cevşenü’l-Kebîr ve Risale-i Nur ve Hizb-i Nûrî, kâinatı baştan başa nurlandırıyor, zulümât karanlıklarını dağıtıyor.
Zülfikar Mecmuası
Nev-i beşere rahmet olan Kur’an, ancak umumun lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.
Mektubat
Yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.
Sözler