Her şey daire-i nazarındadır ve mukàbildir ve daire-i şuhudundadır ve her şeye nüfuzu var.
Mektubat
Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.
Mektubat
Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe.
Mektubat
Kur’ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir.
Şualar
İman sıdktır, doğruluktur.
İçtimaî Dersler
Allah’ı tanımayan, her şeye, herkese nispetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
İçtimaî Dersler
şefkat bütün envaıyla latif ve nezihtir. Aşk ve muhabbet ise, çok envaına tenezzül edilmiyor.
Mektubat
Kader, her şeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlaktan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir.
Mesnevî-i Nuriye
Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeâir-i İslâmiyenin âzamlarındandır.
Mektubat
Sen valideynine hürmet etmezsen, senin evlâdın dahi sana hizmet etmeyecektir
Lem'alar
Takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü, bir haramın terki vaciptir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.
Kastamonu Lahikası
Memnu’ heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riya-yı mütecessiddir.
Mektubat
kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.
Mektubat
Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.
Mektubat
Medar-ı ezvak olan gençlik gidiyor; menşe-i ahzan olan ihtiyarlık, yerine geliyor ve gayet parlak ve nuranî hayat gidiyor
Lem'alar
Tabakalar arasında musalâhanın temini ve münâsebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur.
İşarat'ül-İ'caz
Rızkın, aşka lâyık bir sûreti var, o da şükür ile o sûret görünür. Yoksa ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır.
Mektubat
Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.
Mektubat
Rahmeten li’l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır. Evet, salâvatın mânâsı rahmettir.
Lem'alar
Mu’cizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz.
Mektubat
zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبٖينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil-ittifak, teferruattaki hatiatlarından muahazeleri yoktur.
Mektubat
Bütün kâinatın “Kün” emrine itaatı, bir zerre neferi itaatı gibidir
İçtimaî Dersler
Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
Mektubat
İnsan çendan fanidir, fakat beka için halkedilmiş ve baki bir Zâtın ayinesi olarak yaratılmış ve bakî meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve baki bir Zâtın baki esmasının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise, böyle bir insanın hakiki vazifesi ve saadeti, bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâkî-i Sermedînin daire-i marziyatında esmasına yapışıp, ebed yolunda o Bâkîye müteveccih olup gitmektir.
Lem'alar
Merhametsiz siyasetin bir düsturu olan, “Hükûmetin selâmeti ve asayişin devamı için eşhas feda edilir.”
Mektubat
Deccalın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyatı ve fantaziyeleridir.
Mektubat
Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, mehazdaki kudsiyet imtisâle sevk eder.
Mektubat
İman lâzım, İslâmiyet lâzım; tarikat zamanı değil.
Mektubat
Siyaset-i hâzıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir.
Sözler
imam-ı mübîn, bir nevi ilim ve emr-i ilâhînin bir ünvanıdır.
Mektubat