Risale-i Nur'dan
Günün Vecizesi

İman sıdktır, doğruluktur.

İçtimaî Dersler

Senin şu hayatının gayesi, neticesi, o Malikin esmasına ve şuûnatına bir mazhariyettir.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde cezaa iltica etmemek gerektir.

Mektubat

Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.

Mektubat

Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyyesine ve şeriat-ı garrâsına ittibâ iledir.

Mektubat

Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.

Mektubat

Nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin.

Sözler

Hâsid, hased ettiği zaman bütün şerdir.

Şualar

Siyaset-i hâzıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir.

Sözler

Rahmeten li’l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır. Evet, salâvatın mânâsı rahmettir.

Lem'alar

Ruh, vücud-u haricî giydirilmiş bir kanundur

Sözler

Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.

Mektubat

Rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.

Mektubat

Evet, daire-i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tenbellik ve atalettir.

İşarat'ül-İ'caz

Lezzet-i hizmet-i imaniye her kederi unutturur.

Barla Lahikası

kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.

Mektubat

Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.

Kastamonu Lahikası

Rüya-yı sadıka, hiss-i kablelvukuun fazla inkişafıdır.

Mektubat

Din-i İslâmı hristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayd olmak, pek büyük bir hatadır.

Mektubat

Tarikatın en mühim esası, sünnet-i seniyyeye ittiba etmektir.

Mektubat

Kur’ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir.

Şualar

Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir.

Mektubat

Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.

Mektubat

Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit gösteriyorum ki, ben اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, avrupanın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.

Mektubat

Cenab-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin.

Sözler

Merhametsiz siyasetin bir düsturu olan, “Hükûmetin selâmeti ve asayişin devamı için eşhas feda edilir.”

Mektubat

Her şey daire-i nazarındadır ve mukàbildir ve daire-i şuhudundadır ve her şeye nüfuzu var.

Mektubat

"Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kàbil olmadığı gibi, o Alîm-i Zülcelâlin nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir.

Mektubat

İmam-ı Rabbanî (ra) demiş ki: “Letaif-i Cennet, cilve-i esmanın temessülâtıdır.

Sözler

Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.

İçtimaî Dersler

Son İçerikler