İhlâs ile kim ne isterse Allah verir.
Lem'alar
Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
Mektubat
Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyyesine ve şeriat-ı garrâsına ittibâ iledir.
Mektubat
Şu ilm-i muhît, o Zâta lâzım olduğu gibi, taallûk cihetiyle her şeye dahi lâzımdır. Yani, hiçbir şey Ondan gizlenmesi kàbil değildir.
Mektubat
Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.
Mektubat
Bir adamın imanı, ebedî ve dünya kadar bir mülk-ü bâkinin anahtarı ve nurudur.
Kastamonu Lahikası
Eşyaya ayrı ayrı muntazam suretler vermek, herşeyin mesâlih-i hayatiyesine ve vücuduna lâyık mahsus bir şekil vermek, bir ilm-i muhîtle olur, başka surette olamaz.
Mektubat
Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.
Mektubat
Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Mektubat
Cehennemsiz, Cennetin pek çok lezzetleri gizli kalır. Nev-i beşerin en büyük meselesi Cehennemden kurtulmaktır.
Şualar
İnsan çendan fanidir, fakat beka için halkedilmiş ve baki bir Zâtın ayinesi olarak yaratılmış ve bakî meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve baki bir Zâtın baki esmasının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise, böyle bir insanın hakiki vazifesi ve saadeti, bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâkî-i Sermedînin daire-i marziyatında esmasına yapışıp, ebed yolunda o Bâkîye müteveccih olup gitmektir.
Lem'alar
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşetli bir hasârettir.
Emirdağ Lahikası
Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizab ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.
Mektubat
İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.
Mektubat
İcad ve ibdâ-ı eşyada kemâl-i suhulet, bir ilm-i ekmele delâlet eder. Çünkü bir işte kolaylık ve bir vaziyette suhulet, derece-i ilim ve maharetle mütenasiptir. Ne kadar ziyade bilse, o derece kolay yapar.
Mektubat
Rızkın, aşka lâyık bir sûreti var, o da şükür ile o sûret görünür. Yoksa ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır.
Mektubat
Gurur zaafdan gelir, dalâlete Gider. Gurur Dahilde İlhaddır; Harice, Küffarın Efkârına Karşı Salâbettir. (Lemeât)
İçtimaî Dersler
Her şeyde bir ihlas var. Hattâ muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbete tereccuh eder.
Lem'alar
İmam-ı Şafiî (k.s.) gibi büyük zatlar: “Talebe-i ulûmun hattâ uykusu da ibadet sayılır.” diye ziyade ehemmiyet vermişler
Şualar
Sünnet-i seniyyeye ittibaı terk eden, hakiki Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakiki dost da olamaz.
Lem'alar
Zira Kitab-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın misdakı i’cazıdır. Müfessiri eczasıdır. Manası içindedir. Sadefinde dürrdür, meder değildir.
Muhakemat
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın caddesinden hariç ve onun arkasından gitmeyen, muhaldir ki, hakikî envâr-ı hakikate vasıl olabilsin.
Mektubat
Âlem-i mülk ve şehadet, âlem-i melekût ve ervah üstünde tenteneli bir perdedir. (Nokta)
İçtimaî Dersler
Allah’ı tanımayan, her şeye, herkese nispetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
İçtimaî Dersler
Vahiy ne kadar ilhamdan yüksek ise, semere-i vahiy olan âdâb-ı şer’iye, o derece, semere-i ilham olan âdâb-ı tarikatten yüksek ve ehemmiyetlidir.
Mektubat
Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır.
Mektubat
Bu dünya bizi kovmadan evvel ve 'Haydi dışarıya!' demeden, biz kemâl-i izzetle, Allaha ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız.
Emirdağ Lahikası
Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir bürhan-ı şeriattır.
Mektubat
Eskiden ekser İslâm aç değildi; tereffühe ihtiyar vardı. Şimdi açtır; telezzüze ihtiyar yoktur.
Mektubat