Risale-i Nur'dan
Günün Vecizesi

Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.

Mektubat

Dünya ise, bütün şaşaasıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.

Lem'alar

Eşyaya ayrı ayrı muntazam suretler vermek, herşeyin mesâlih-i hayatiyesine ve vücuduna lâyık mahsus bir şekil vermek, bir ilm-i muhîtle olur, başka surette olamaz.

Mektubat

Deccalın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyatı ve fantaziyeleridir.

Mektubat

Elhasıl, madem Allah var, elbette ahiret vardır.

Asa-yı Musa

Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.

Mektubat

Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit gösteriyorum ki, ben اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, avrupanın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.

Mektubat

Melâike ise ecnas-ı muhtelifedir. Cin dahi öyle.

İçtimaî Dersler

Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-i muhsanat nev’idir.

Barla Lahikası

Nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı yer, bitirir.

Mektubat

Muhabbet, uhuvvet, sevmek, İslâmiyetin mizacıdır, rabıtasıdır.

İçtimaî Dersler

Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki, o hased, hased edeni yakar.

Lem'alar

Bir zerre ihlaslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.

Lem'alar

Yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz.

Sözler

Zikrin tekrarı kalbi tenvir eder.

Mesnevî-i Nuriye

İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.

Mektubat

muhabbet-i ilâhiyenin tecellisinde ve o şarab-ı muhabbetten, herkes istidadına göre mesttir.

Sözler

Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda. Öyle ise geç.. iyi mallar dizilmiş arkasında...

Sözler

Memnu’ heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riya-yı mütecessiddir.

Mektubat

İlim ilme kuvvet verir. Tahakküm etmemek şarttır.

Muhakemat

Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir.

Mektubat

Hikmetle iş görmek, ilimle olur. Hem bütün inâyetler, tezyinatlar, o ilme işaret eder. İnâyetkârâne, lütufkârâne iş gören, elbette bilir ve bilerek yapar.

Mektubat

Tarikatlar hakikatlerin yollarıdır.

Tılsımlar Mecmuası

Bütün eşyanın san’atındaki ihtimâmat ve san’atkârâne tasvirat ve mâhirâne tezyinat, bir ilm-i muhîti gösteriyor. Çünkü, binler vaziyet-i muhtemele içinde, muntazam ve müzeyyen, san’atlı ve hikmetli bir vaziyeti intihap etmek, derin bir ilimle olur.

Mektubat

İhlâs ile kim ne isterse Allah verir.

Lem'alar

Nübüvvet gayet ağır ve büyük bir mükellefiyettir. Melekât-ı akliye ve istidâdât-ı kalbiyenin inkişafı ve tekemmülü ile o ağır mükellefiyet tahammül edilir.

Mektubat

Bütün mevcudata şamil, herbir mevcuda lâyık bir surette rahmetin taltifâtı, bir rahmet-i vâsia içinde bir ilm-i muhîti gösteriyor.

Mektubat

Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazât-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani muharremattan, mâlâyaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir.

Mektubat

Hem, dua bir ubudiyettir; ubudiyet ise, semeratı uhreviyedir. Dünyevi maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; o maksatlar, gayeleri değil.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Son İçerikler