Cahil dost, düşman kadar zarar verebilir.
Muhakemat
Hayatın yarası iltiyam bulur. İzzet-i İslâmiyenin ve namusun ve izzet-i milliyenin yaraları pek derindir.
Mektubat
Evet, şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar mâkul ve lâzım ve kat’î ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir.
Sözler
Hangi şeye dikkat etsen şehadet eder ki, bu fâniden sonra bir bâki var.
Sözler
İhsan-ı ilâhîden fazla ihsan, ihsan değildir.
Muhakemat
Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.
Mektubat
Sıkıntı sefahetin muallimidir. Yeis, dalâlet-i fikrin; zulmet-i kalb, ruh sıkıntısının menbaıdır.
Mektubat
Bir şeyin şerefi neslinde değildir, zatındadır.
Muhakemat
Hırs, hasaret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.
Lem'alar
Tabakalar arasında musalâhanın temini ve münâsebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur.
İşarat'ül-İ'caz
Kader, ilmin bir nev’idir ki, her şeyin mânevî ve mahsus kalıbı hükmünde bir miktar tayin eder.
Lem'alar
Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.
Mektubat
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
Sözler
Hâsid, hased ettiği zaman bütün şerdir.
Şualar
Şimdilik İstanbul siyaseti, İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır.
Mektubat
Mu’cizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz.
Mektubat
Âlem-i mülk ve şehadet, âlem-i melekût ve ervah üstünde tenteneli bir perdedir. (Nokta)
İçtimaî Dersler
“Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zaif damarlarını tutup kendine musahhar eder.”
Şualar
İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.
Mektubat
Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusane teellümâtın bir manası olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ demeli. “O verdi, o aldı. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ deyip sabırla şükretmeli.
Mektubat
Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani, onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır.
Sözler
Şükrün mikyası; kanaattır ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir.
Şükürsüzlüğün mizanı; hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.
Mektubat
Âfatlar, za’f-ı imandan neşet eden hatâların neticesidir.
Kastamonu Lahikası
İmam-ı mübîn kader defteri ise, kitab-ı mübîn kudret defteridir.
Mektubat
Nübüvvet gayet ağır ve büyük bir mükellefiyettir. Melekât-ı akliye ve istidâdât-ı kalbiyenin inkişafı ve tekemmülü ile o ağır mükellefiyet tahammül edilir.
Mektubat
"Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kàbil olmadığı gibi, o Alîm-i Zülcelâlin nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir.
Mektubat
Halbuki halktan havf ise, elîm bir beliyyedir; halka muhabbet dahi belâlı bir musibettir.
Sözler
Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.
Mesnevî-i Nuriye
İhlâs ile kim ne isterse Allah verir.
Lem'alar
kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.
Mektubat