İman sıdktır, doğruluktur.
İçtimaî Dersler
Bu ömürden sonra sırf âhireti düşünmek lâzım. Dünya seni terk etmeden evvel sen dünyayı terk et. Zekâtü’l-ömrü ömr-ü sâni yolunda sarf eyle. (İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi)
İçtimaî Dersler
İhlası kazandıran harekâtındaki sebebi, sırf bir emr-i İlahî ve neticesi rıza-yı İlahî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlahiyeye karışmamalı.
Lem'alar
Allahım! Senin rahmetine ve onun hürmetine nasıl yaraşırsa, ona ve âline öylece salât ve selâm olsun. Âmin.
Sözler
Dünyada yalnız zaif gölgeleri gösterilen esma, o Cennetin ayinelerinde en şaşaalı bir surette gösterilecektir.
Sözler
Deli adama “İyisin, iyisin” denilse iyileşmesi, iyi adama “Fenasın, fenasın” denilse fenalaşması nadir değildir.
Mektubat
İslâmiyette, imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur
Tarihçe-i Hayat
Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır.
Mektubat
Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir.
Mektubat
Musibetler, dergâh-ı İlâhîye sevk etmek için birer kader kamçısıdır.
Barla Lahikası
Hey efendiler! Eski Said ve Yeni Said’in yazdıkları meydanda. Şahit gösteriyorum ki, ben اَلْاِسْلَامِيَّةُ جَبَّتِ الْعَصَبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةَ ferman-ı kat’îsiyle, eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyetperverliğe, avrupanın bir nevi frenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve avrupa, o frenk illetini İslâm içine atmış, tâ tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O frenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.
Mektubat
Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
İçtimaî Dersler
Sıdk, İslâmiyet’in üssü’l-esasıdır ve ulvi seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyle ise, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevi hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.
İçtimaî Dersler
Rızık, hayat kadar kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, kader giydiriyor, inâyet besliyor.
Mektubat
Cennet, bütün lezâiz-i mâneviyeye medar olduğu gibi, bütün lezâiz-i cismaniyeye de medardır.
Sözler
Kader gelince göz kör olur.
Mektubat
Bir ailenin saadet-i hayatiyesi, koca ve karı mabeyninde bir emniyet-i mütekabile ve samimî bir hürmet ve muhabbetle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık saçıklık, o emniyeti bozar, o mütekabil hürmet ve muhabbeti de kırar.
İman ve Küfür Muvazeneleri
Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.
Mektubat
Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.
Mesnevî-i Nuriye
Samimi bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz.
Lem'alar
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun?
Sözler
Hem, dua bir ubudiyettir; ubudiyet ise, semeratı uhreviyedir. Dünyevi maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; o maksatlar, gayeleri değil.
İman ve Küfür Muvazeneleri
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir.
Sözler
Adalet kâinatta ve umûm mevcûdatta hükümfermâdır.
Lem'alar
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir.
Sözler
Kur’ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir.
Şualar
Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halketmek, bir bahar kadar Ona rahattır.
Mektubat
Nev-i beşere rahmet olan Kur’an, ancak umumun lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder.
Mektubat