Adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın.
Mektubat
Cumhur-u avamı, bürhandan ziyade, mehazdaki kudsiyet imtisâle sevk eder.
Mektubat
Lezzet-i hizmet-i imaniye her kederi unutturur.
Barla Lahikası
Muhakkak maslâhat, mevhum mazarrata feda edilmez.
İçtimaî Dersler
Şu müsbet fikr-i milliyet İslâmiyete hâdim olmalı, kal’a olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli.
Mektubat
İnsaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır.
Mektubat
Kâinatı Elinde Tutamayan, zerreyi Halkedemez
İçtimaî Dersler
İlim ilme kuvvet verir. Tahakküm etmemek şarttır.
Muhakemat
Kelâm-ı vahidde ahkâm-ı müteaddide olabilir. Bir sadef, çok cevahiri tazammun edebilir.
Muhakemat
Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billâhtır.
Mektubat
Ey insan! Bil ki, o rahmetin arşına yetişmek için bir mirac var. O mirac ise بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ 'dir.
Sözler
Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir.
Mektubat
Tarikatlar hakikatlerin yollarıdır.
Tılsımlar Mecmuası
Ye’s, mâni-i her kemaldir.
İçtimaî Dersler
Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.
Mektubat
Kader, her şeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlaktan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir.
Mesnevî-i Nuriye
Yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz.
Sözler
Allah’a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
İçtimaî Dersler
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
Sözler
Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşetli bir hasârettir.
Emirdağ Lahikası
Dost, dostuyla beraber Cennette bulunacaktır.
Sözler
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir.
Sözler
Salâhat niyetiyle sana verilen bir şey salih olmazsan kabul etmek haramdır. (İbn-i Hacer)
Mektubat
Hadd-i evsatı gösterecek, ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatla belâgat ve mantık ile hikmettir.
Muhakemat
Âfatlar, za’f-ı imandan neşet eden hatâların neticesidir.
Kastamonu Lahikası
Elbette gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti, iffette, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir.
Asa-yı Musa
Deli adama “İyisin, iyisin” denilse iyileşmesi, iyi adama “Fenasın, fenasın” denilse fenalaşması nadir değildir.
Mektubat
“Gıybet, katl gibidir.” Demek gıybette öyle bir ferd bulunur ki, katl gibi bir zehr-i katilden daha muzırdır.
Sözler
Risale-i Nur, Kur’ân’ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım.
Emirdağ Lahikası
اِذَا تَاَنَّثَ الرِّجَالُ بِالتَّهَوُّسِ تَرَجَّلَ النِّسَاءِ بِالتَّوَقُّحِ
Bir meclis-i ihvana güzel bir karı girdikçe riya, rekabet, hased damarı intibah eder. Demek, inkişaf-ı nisvandan, medenî beşerde ahlâk-ı seyyie inkişaf eder.
Mektubat