Evet her şeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatı göremez...
Muhakemat
Namazın mânâsı, Cenâb-ı Hakkı tesbih ve tâzim ve şükürdür.
Sözler
Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.
Mektubat
Eşyaya ayrı ayrı muntazam suretler vermek, herşeyin mesâlih-i hayatiyesine ve vücuduna lâyık mahsus bir şekil vermek, bir ilm-i muhîtle olur, başka surette olamaz.
Mektubat
Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir.
Mektubat
Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir.
Sözler
Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezb etmek namazın şe’nindendir.
İşarat'ül-İ'caz
Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halketmek, bir bahar kadar Ona rahattır.
Mektubat
İnsan çendan fanidir, fakat beka için halkedilmiş ve baki bir Zâtın ayinesi olarak yaratılmış ve bakî meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve baki bir Zâtın baki esmasının cilvelerine ve nakışlarına medar olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise, böyle bir insanın hakiki vazifesi ve saadeti, bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâkî-i Sermedînin daire-i marziyatında esmasına yapışıp, ebed yolunda o Bâkîye müteveccih olup gitmektir.
Lem'alar
Siyaset-i hâzıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir.
Sözler
şefkat bütün envaıyla latif ve nezihtir. Aşk ve muhabbet ise, çok envaına tenezzül edilmiyor.
Mektubat
İnsaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billâh içindeki marifetullahtır.
Mektubat
Elbette gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti, iffette, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir.
Asa-yı Musa
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
Rahmeten li’l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesile ise, salâvattır. Evet, salâvatın mânâsı rahmettir.
Lem'alar
Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir.
İşarat'ül-İ'caz
Desatir-i hikmet, nevamis-i hükûmetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizaç etmezse, cumhur-u avamda müsmir olamaz.
Mektubat
Bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. Bir derman, haddinden geçse, dert getirir.
Mektubat
Kàbil değildir ki, şu muntazam mevcudatı icad eden Zâtın ilmi, ondan infikâk etsin.
Mektubat
Evet, daire-i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tenbellik ve atalettir.
İşarat'ül-İ'caz
Adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın.
Mektubat
Nimet-i İlâhiye bir şükrân ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa nimet şükrü görmezse gider.
Mesnevî-i Nuriye
Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır.
Mektubat
İktisad ve kanaat, hikmet-i ilâhiyeye tevfik-i harekettir
Lem'alar
İslâmiyeti hristiyan dinine kıyas etmek, kıyas-ı maalfârıktır; o kıyas yanlıştır
Mektubat
Dünyada yalnız zaif gölgeleri gösterilen esma, o Cennetin ayinelerinde en şaşaalı bir surette gösterilecektir.
Sözler
Zaiflerin cemiyeti ve şahs-ı manevîsi kavî olduğu gibi, (Haşiye) kavîlerin cemiyeti ve şahsı manevîsi ise zaiftir.
Lem'alar
Dinden bir şeyi fasl veya olmayanı vasletmek, ikisi de caiz değildir.
Muhakemat
Hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı faniyeye hasr-ı nazar etmek; anî bir şimşeği, sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divaneliktir.
Barla Lahikası
Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir
Mektubat