Ey insan, aklını başına al. Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın.
Mektubat
İnsan ise; âlemin semerat ve eczasından olduğundan, onda dahi meylü’l-istikmalden bir meylü’t-terakki mevcuddur.
Muhakemat
Kur’ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir.
Şualar
Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezb etmek namazın şe’nindendir.
İşarat'ül-İ'caz
Rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.
Mektubat
Her şey daire-i nazarındadır ve mukàbildir ve daire-i şuhudundadır ve her şeye nüfuzu var.
Mektubat
Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.
Mektubat
Hadd-i evsatı gösterecek, ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatla belâgat ve mantık ile hikmettir.
Muhakemat
Bazen arzu fikir suretini giyer. Şahs-ı muhteris arzu-yu nefsaniyesini fikir zanneder. (Sünuhat)
İçtimaî Dersler
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç.. iyi mallar dizilmiş arkasında...
Sözler
Ey birader, âlem-i Hristiyanın rüçhanına sebebiyet veren ihtiyarlaşmış olan esbaba tekabül edecek, genç, dinç esbab bizde inkişafa başlamıştır. (Devaü’l-Ye’s)
İçtimaî Dersler
İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.
Mektubat
Yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz.
Sözler
Hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekvâ etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır.
Lem'alar
Medar-ı ezvak olan gençlik gidiyor; menşe-i ahzan olan ihtiyarlık, yerine geliyor ve gayet parlak ve nuranî hayat gidiyor
Lem'alar
Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.
Mektubat
Din-i İslâmı hristiyan dinine kıyas edip Avrupa gibi dine lâkayd olmak, pek büyük bir hatadır.
Mektubat
Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Mektubat
Şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür.
Mektubat
Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir.
Mektubat
Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder.
Lem'alar
İnsanın, hususan Müslümanın tahassüngâhı ve bir nev’i cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır.
Lem'alar
İlimde iz’an-ı kalb olmazsa cehildir. İltizam başka, itikad başkadır.
Mektubat
"Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kàbil olmadığı gibi, o Alîm-i Zülcelâlin nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir.
Mektubat
Zaiflerin cemiyeti ve şahs-ı manevîsi kavî olduğu gibi, (Haşiye) kavîlerin cemiyeti ve şahsı manevîsi ise zaiftir.
Lem'alar
Umum zîhayatın, ipham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan ecelleri, ölümleri bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبٖينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil-ittifak, teferruattaki hatiatlarından muahazeleri yoktur.
Mektubat
Bütün mevcudata şamil, herbir mevcuda lâyık bir surette rahmetin taltifâtı, bir rahmet-i vâsia içinde bir ilm-i muhîti gösteriyor.
Mektubat
Kader gelince göz kör olur.
Mektubat
Vahiy ne kadar ilhamdan yüksek ise, semere-i vahiy olan âdâb-ı şer’iye, o derece, semere-i ilham olan âdâb-ı tarikatten yüksek ve ehemmiyetlidir.
Mektubat