Risale-i Nur'dan
Günün Vecizesi

Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.

Lem'alar

Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.

Mektubat

Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir.

Muhakemat

Dünya ise, bütün şaşaasıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Herbiri birer mu’cize-i san’at olan mevcudata bakıyoruz ki, hayretnümâ bir derecede suhuletle, kolaylıkla, külfetsiz, dağdağasız, kısa bir zamanda, fakat mu’ciznümâ bir surette icad edilir. Demek hadsiz bir ilim vardır ki, hadsiz suhuletle yapılır.

Mektubat

Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur, hem şu kâinatın rabıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır.

Sözler

Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir.

Mektubat

Fıtrat-ı zîşuur olan vicdandaki incizab ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.

Mektubat

Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.

Kastamonu Lahikası

Hâsid, hased ettiği zaman bütün şerdir.

Şualar

Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir.

İşarat'ül-İ'caz

Ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en sâfi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.

Mektubat

Dinden bir şeyi fasl veya olmayanı vasletmek, ikisi de caiz değildir.

Muhakemat

Evet, daire-i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tenbellik ve atalettir.

İşarat'ül-İ'caz

Hem, dua bir ubudiyettir; ubudiyet ise, semeratı uhreviyedir. Dünyevi maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; o maksatlar, gayeleri değil.

İman ve Küfür Muvazeneleri

Rüya-yı sadıka, hiss-i kablelvukuun fazla inkişafıdır.

Mektubat

Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu.

Mektubat

Avrupa muhabbeti gibi gayr-ı meşru muhabbetin akıbeti, mükâfatı; mahbubun gaddarane adavetidir. (Sünuhat)

İçtimaî Dersler

Rıza-yı küfür küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür.

Mektubat

Bir dane sıdk, bir harman yalanları yakar. Bir dane hakikat, bir harman hayalâta müreccahtır. (Münazarat)

İçtimaî Dersler

zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبٖينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil-ittifak, teferruattaki hatiatlarından muahazeleri yoktur.

Mektubat

Desatir-i hikmet, nevamis-i hükûmetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizaç etmezse, cumhur-u avamda müsmir olamaz.

Mektubat

Tarikatlar hakikatlerin yollarıdır.

Tılsımlar Mecmuası

Biz ki Kürd’üz aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz.

İçtimaî Dersler

Bütün kâinatın “Kün” emrine itaatı, bir zerre neferi itaatı gibidir

İçtimaî Dersler

Hem tefekkür dahi aşk gibi; belki daha zengin ve daha parlak bir tarikdir ki, Hakîm ismine isâl eder.

Mektubat

Zem ve gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten mezmumdur.

Mektubat

Melâike ise ecnas-ı muhtelifedir. Cin dahi öyle.

İçtimaî Dersler

Göz, lamba, şems gibi nur ve nuranî şeylerde cüz’î küllî, cüz küll, bir bin müsavidir.

Mesnevî-i Nuriye

Nübüvvet gayet ağır ve büyük bir mükellefiyettir. Melekât-ı akliye ve istidâdât-ı kalbiyenin inkişafı ve tekemmülü ile o ağır mükellefiyet tahammül edilir.

Mektubat

Son İçerikler