Risale-i Nur'dan
Günün Vecizesi

Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.

Mektubat

İcad ve ibdâ-ı eşyada kemâl-i suhulet, bir ilm-i ekmele delâlet eder. Çünkü bir işte kolaylık ve bir vaziyette suhulet, derece-i ilim ve maharetle mütenasiptir. Ne kadar ziyade bilse, o derece kolay yapar.

Mektubat

Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir.

Sözler

Takva-yı hakikî ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor.

Mektubat

Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır.

İşarat'ül-İ'caz

Bir şey, vücudu vacip olmadıkça vücuda gelmez. Evet, irade-i cüz’iyenin taallûkuyla irade-i külliyenin taallûku bir şeyde içtima ettikleri zaman, o şeyin vücudu vacip olur ve derhal vücuda gelir.

İşarat'ül-İ'caz

Zira Kitab-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın misdakı i’cazıdır. Müfessiri eczasıdır. Manası içindedir. Sadefinde dürrdür, meder değildir.

Muhakemat

Birinin malına başka mal velev kıymetli de olsa karışırsa, malını kıymetsiz ettiği gibi, haczetmesine dahi sebeb olur.

Muhakemat

Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezb etmek namazın şe’nindendir.

İşarat'ül-İ'caz

Karıncayı emirsiz, arıyı yâsubsuz bırakmayan kudret-i ezeliye, elbette beşeri nebisiz bırakmaz. Âlem-i şehadetteki insanlara inşikak-ı kamer bir mucize-i Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi, Mirac dahi âlem-i melekûttaki melâike ve ruhaniyata karşı bir mucize-i kübra-yı Ahmediyedir ki, nübüvvetinin velâyeti bu keramet-i bâhire ile isbat edilmiştir ve o parlak zat, berk ve kamer gibi melekûtta şulefeşan olmuştur.

Mektubat

İktisad ve kanaat, hikmet-i ilâhiyeye tevfik-i harekettir

Lem'alar

Evet her zamanın bir hükmü var. Zaman dahi bir müfessirdir. Ahval ve vukuat ise, bir keşşaftır.

Muhakemat

Yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.

Sözler

İslâmiyeti hristiyan dinine kıyas etmek, kıyas-ı maalfârıktır; o kıyas yanlıştır

Mektubat

Memnu’ heykel, ya bir zulm-ü mütehaccir, ya bir heves-i mütecessim veya bir riya-yı mütecessiddir.

Mektubat

Bir dane-i hakikat bir harman hayalâta müreccahtır.

Muhakemat

Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir.

Mektubat

Ey birader, âlem-i Hristiyanın rüçhanına sebebiyet veren ihtiyarlaşmış olan esbaba tekabül edecek, genç, dinç esbab bizde inkişafa başlamıştır. (Devaü’l-Ye’s)

İçtimaî Dersler

Evet, şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar mâkul ve lâzım ve kat’î ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat’iyettedir.

Sözler

Tabakalar arasında musalâhanın temini ve münâsebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur.

İşarat'ül-İ'caz

Medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlastır.

Lem'alar

Deli adama “İyisin, iyisin” denilse iyileşmesi, iyi adama “Fenasın, fenasın” denilse fenalaşması nadir değildir.

Mektubat

Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir.

Mektubat

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir.

Sözler

Mahall-i taallûk-u kudret olan her şeydeki melekûtiyet ciheti, şeffaftır, nezihdir.

Mektubat

Vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.

Sözler

Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.

Mektubat

Şöhret, insanın malı olmayanı da insana mal eder.

Muhakemat

Bir baharı halketmek, bir çiçek kadar Ona kolaydır. Cenneti halketmek, bir bahar kadar Ona rahattır.

Mektubat

Deccalın yalancı cenneti ise, medeniyetin cazibedar lehviyatı ve fantaziyeleridir.

Mektubat

Son İçerikler